Mathilda, kutsal aşk... Bu sana yazdığım ilk mektubum.
İçimdeki rahatsız edii karanlıkların tam ortasında korkusuzca ve kendinden emin bir şekilde ışıyan bir ışık demetini kağıda yansıtmaya çalışıyorum. İlerde bu mektuba nasıl bakarım bilmiyorum ama bu ışık demeti bana huzur veriyor. Bunu okumayacaksın belki ama sana yazma fikrini sevdim.
Mathilda, o kadar yalnızım ki, artık yalnızlıkla dalga geçmekten bile usandım galiba. İnsan bir kez olsun yalnızlığa kapılınca sanırım o, hep orada kalıyor. Bazen küçülüyor bir nokta kadar, bazen benliğimi ele geçiriyor. Başkalarında, bu yalnızlık hissiyatını bastırmak gelmiyor içimden. Doğru kişi denen şeye inanmadığımı düşünsem ve buna göre yaşasam da, içten içe o kadar istiyorum ki Mathilda... Doğru bir kişi olsun istiyorum. Ve bu kişi sen ol istiyorum. İçimden çok geliyor, bilmiyorum. The Shawshank Redemption'da Andy'nin Red'e dediği gibi "İyi şeyler asla ölmez..." Gerçekten ölmüyor, içimde hep umut var ve olacak. Buna eminim.
Günlük yaşantının tüm zırvalıklarından, başımı ağrıtan her şeyden bunaldığım anda kendimi yanına atmak istiyorum Mathilda. Bunu sabırsızlıkla, asla ölmeyecek bir umutla bekliyorum.
Ve içten içe o kadar istiyorum ki bu mektubu okumanı, beni tanımanı ve içimdeki rahatsız edici karanlığı kaçırıp oraya kendi varlığını oturtmanı o kadar istiyorum ki, böylece sana yazdığım bu mektupları okumanı diliyorum, istiyorum.
Okumayacağın gerçeğini aklıma getirmemeye çalışıyorum. "Umut iyi bir şeydir..." Umut ediyorum beni bulacağına Mathilda... Beni okuyacağına umutluyum.
Mathilda... Gel ve bul beni.
Benim benliğim, karanlığı dağıtmak için seni istiyor ve bekliyor.
Ve umuyorum ki sana da iyi gelecek şey benim.
Hep yazacağım sana, okuyacaksın bir gün.
Sevgilerim, umutlarım ve iyi dileklerimle...
Nelst
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder